Ara
  • Ali Orhan Yalcinkaya

kürar


damar yoluyla verildiğinde güçsüzlük veya gevşek bir felç haline neden olan bir zehirmiş kürar. bu “gevşek bir felç haline” rağmen kişinin bilinci yerinde oluyormuş. hissediyor ama hareket edemiyor, tepki gösteremiyormuş.

melike uzun’un romanı da yanı başımızda tanık olduğumuz ama tepkisiz kaldığımız bu zehir zemberek halleri; birbirinin içine geçen, birbirini kesen hayatları, bir kedi fare oyunuymuşçasına; kötülüğün kokusunun izini sürerek anlatıyor bizlere.

hükmetmenin insanı taştan bir tanrıya çeviren soğukluğunu duyumsayıp, en yakınındakini bu yolda yok etme isteğinin; anımsamanın bazen nasıl acı verdiğinin; sönmek istedikçe yanan, kaçsak da unutmakta zorlandığımız, yanından uzaklaşamadığımız; ateşler içinde yerimizde duramadan, acıyla uyuşmuş bir halde kendimizi o duvardan bu duvara vurarak, başka bedenlerde bizim için yaşayanlarla sokaklarda akarak, ateşi söndürmek için çareler arayarak geçen hayatlarımızın hikayesi kürar.

“kedi, gözlerinden parıltılar saça saça, gururlu bir suskunlukla toprağa değdirdi burnunu. sağır eden gürültüyü duydu.

fare, kötülüğü rüzgarın yardımıyla ulaştırıyordu her yere. rüzgarın uğultusu sağır ediyordu... kedi toprağa değdirdikçe burnunu, rüzgarın çıkardığı gürültüyü duydu. kötülüğü kokladı.”

son söz: tepkisiz kaldığımız kötülüğün kokusunu siz de alacaksınız.

#melikeuzun

0 görüntüleme

© AOY 2014