Ara
  • Ali Orhan Yalcinkaya

belki bir gün uçarız


şiir gibi bir öyküyle “elektrikler” ile başlıyor kitap. her bir öykü bir diğerinin kaldığı yerden alıp bambaşka yerlere ve ruh hallerine götürüyor okurunu.

bir yandan hayatın telaşesi içerisinde koşturup dururken karşısına çıkan durumları anlatıyor, diğer yandan ruhunu yaralayan zamanlarla, insanlarla muhasebeye girişiyor aylin balboa.

aslında tek bir öykü anlatıyor. beyin tümörü nedeniyle kaybettiği babasına duyduğu özlemin; geçirdiği motosiklet kazası sonrası yatağa bağlı kalan abisinin ruhunda fırtınalar estirdiği bir genç kadını tanıyoruz. rutubetli anılar da var, ayrılık sonrası yaşanan depresyon da var, şizofrenik haller de...

öyle afili anlatıyor ki, sağlam bir mizah duygusu olan bıçkın bir yazarla karşı karşıya olduğunuzu hemen anlıyorsunuz. özellikle “kramp” öyküsü beni çarptı. bir de “kamyon" öyküsündeki şu satırlar:

“yıldızlar acıdan delirmiş insanların gökyüzüne sıktıkları kurşunların açtığı deliklerdir. bilim adamları sürekli yenilerini keşfettiklerini söylüyorlar. bunda şaşılacak bir şey yok. yukarısı bir gün dümdüz olacak.”

son söz: “hayat kitapta durduğu gibi durmuyor.”

#aylinbalboa

0 görüntüleme

© AOY 2014