Ara
  • Ali Orhan Yalcinkaya

alocu tilki’nin serencamı


peyami safa’nın dokuzuncu hariciye koğuşu’dan bir epigrafla açılışı yapıyor emrah polat’ın kitabı:

“büyük bir hastalık geçirmeyenler, her şeyi anladıklarını iddia edemezler”

geçmişe dair her ayrıntıyı enine boyuna düşünmeye yetecek kadar zamanı olan sadık apik, nam-ı diğer tilki’nin hikayesi anlatılan.

milleti “aloculuk-koçancılık” yaparak ayıklıyor. insanları iyi tanıdığını söylüyor. ellerinin kımıldayışındaki anlam katmanlarını, söyledikleriyle demek istedikleri arasındaki farkı görebiliyor. öyle ki, karşısındakinin astarı kurnazlıktan, yüzü riyakarlıktan nakış gibi dokunmuş bir adam olduğunu ilk görüşte anlayıveriyor. avını, yeri geliyor korkutup, üst perdeden konuşarak yeri geliyor güven vererek; ama sonuçta tuzağına düşürerek avlamasını biliyor nihayetinde.

sağdıkları kaymaklı mangırı ya kumarda ya hovardalıkta eritip tahtalı köyü boyladıklarında üstlerinde ceketten başka bir dünyalık bulunmayanlardan olmak istemediğinden farklı bir yol tuttursa da kendini bekleyen sona doğru yaklaştıkça o mangırların suyunu çektiğini görüyor tilki.

başlangıçtaki trajikomik dil, hikaye ilerledikçe karanlık bir hal alıyor. hastane bölümlerini okurken, içimde hep diri tutmaya çalıştığım umut, romanın sonunda tıpkı kahramanınki gibi sönüverdi.

son söz: “ısırılmamak için ısıracaksın.”

#emrahpolat

0 görüntüleme

© AOY 2014