Ara
  • Ali Orhan Yalcinkaya

Benim oğlum bina okur


İlkokul 2. Sınıfta, toplama çıkartmada zayıf olduğumu gören babam, bozuk paraları önüme dizerek toplama çıkartma öğretmeye girişti. Ben çuvalladıkça o yılmadı, ama bir noktada sanırım ikrah etti ve “benim oğlum bina okur, döner döner bir daha okur” deyiverdi.

Çocuklarının her sorununda soluğu psikologlarda alan şimdinin anne babalardan farklı olarak aslında meseleyi o zamandan çözmüştü babam: Çocuklarınızı anlamadıkları ve sevmedikleri derslerle boşuna meşgul etmeyin.

Sonuç mu?

Ekonomist oldum :)

Sonrasında merak edip öğrenmiştim babamın ettiği lafın nereden geldiğini. Medreselerde Arapça dersinin temeli Emsele Binaymış. Bina Arapça dil bilgisinde fiillerin çatılarını, Emsele de fiil çekimi ve örneklerini içerirmiş. Arapça cümle kurmak istiyorsanız bu zor ve zorunluluk halinin üstesinden gelmek zorundaymışsınız. Dersin zorluğu bir yandan, hocaların sert ve titizliği bir yandan, sonuç sınıfta kalan ve eğitimini yarıda bırakan öğrenciler. İşte bu durumdan bezen ana ve babalar böyle diyerek dert yanarlarmış.

Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in açıklamalarını okuyunca aklıma geldi bunlar. Ekonomi üstüne, veriler üstüne o kadar laf ediyoruz günün sonunda hepsi dönüp dolaşıp yine büyümeye geliyor.

Dünün en önemli gelişmesi, her ne kadar hesaplaması yapılmamış ve değerlendirme bulunmak için çok erken denilmiş olsa da Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in Türkiye'nin 2016 büyümesinin %4 civarına düşebileceğini söylemesi oldu. Merkez Bankası’nın Para Piyasası Kurulu Notları’nda buna dikkat çekilerek, turizm gelirlerinin iktisadi faaliyet içindeki payının yüksek olduğu ikinci ve üçüncü çeyrekte ekonomide bir miktar yavaşlama gözlenebileceği belirtilmiş ve emtia fiyatlarının cari açık üzerindeki olumlu etkisinin de önümüzdeki dönemlerde kademeli olarak sınırlanmasının beklendiği ifade edilmişti. OVP’de 2016 büyüme hedefi %4,5 olarak yer almakta.

Kredi derecelendirme kuruluşu S&P bir adım daha ileri giderek Türkiye'nin ülke riski değerlendirmesini 4'ten (orta yüksek risk) 5'e (yüksek risk) yükseltti. Ülke riski nedir diye baktığımızda, ilgili ülkede veya o ülke ile iş yapılmasından kaynaklanan veya kamu dışı kurumların kredi kalitesini etkileyen; ekonomik, kurumsal, finansal piyasalar kaynaklı ve hukuki riskler olarak tanımlanmakta.

Resmi Gazete’de yayımlanan kanun hükmündeki kararname ile iflas erteleme talepleri OHAL süresince yasaklandı. İcra İflas Yasası’nın 179. Maddesine göre sermaye şirketleri ile kooperatiflerin borçlarının aktifinden fazla olduğu beyan edilip, mahkemece onanırsa bu yapılar için iflas kararı verilebiliyor. Ancak yine bu kişiler, şirket veya kooperatifin mali durumunun iyileştirilmesinin mümkün olduğuna dair bir iyileştirme projesini mahkemeye sunarak iflasın ertelenmesini isteyebiliyor. Mahkeme projeyi ciddi ve inandırıcı bulursa, iflasın ertelenmesine karar veriliyor. İflas erteleme verildiğinde, borçluyla ilgili hiçbir takip yapılamıyor. Hatta daha önce başlamış takipler duruyor. Bu da şirketlere, 2 yıllık bir zaman kazandırıyor. Haziran ayında yasalaşan torba kanuna, iflas ertelemeyi sınırlandırmaya dönük hükümler konulmuş ve şirketlerin iflas erteleme başvurusunu, son bir yıldır bulunduğu yerleşim merkezinde yapması şartı getirilmişti. Ayrıca daha önce iflas ertelemeden yararlanmış bir şirket veya kooperatifin, erteleme süresinin bitiminden itibaren bir yıl geçmedikçe yeniden iflas erteleme talebinde bulunamaması hükmü yasaya konuldu çünkü her ne kadar bazısı şirketlerin nakit akımlarının bozulmasının bir sonucu olarak başlatılıyor olsa da bazısının da tamamen bu saikin dışında kredilerin yükünü hafifletmek/erteletmek için başlatıldığı yazılıp çizilmekteydi.

Bu durumun bir sonucu olarak bankalarda NPL’lerin (donuk aktiflerinin) orta vadede artacağı, kredi mevduat yüzdesinin (%115) bulunduğu seviye ile zaten zorlanan bankaları daha da sıkıştıracağı ve kredi vermekte daha da zorlanacağı bir duruma doğru sürüklemekteydi. Bu çerçeveden bakıldığında atılan adım doğru görünmekte.

İstanbul Sanayi Odası PMI anketi, imalat sektöründeki daralmanın Temmuz’da devam ettiğine ancak daralma hızının Haziran’a kıyasla azaldığına işaret etti. Üretim ve yeni siparişlerdeki gerileme Temmuz’da hız keserken, imalatçılar istihdamı azaltmayı sürdürdü ve satın alma faaliyetlerini yavaşlattı. Haziran’da 47,4 olarak ölçülen endeks Temmuz’da 47,6’ya yükseldi. Yeni siparişler Haziran’a göre daha düşük hızda gerilerken, firmalar genel olarak piyasa koşullarının zayıf olduğunu bildirdi. Yeni ihracat siparişlerindeki gerileme de önceki aya göre azaldı. Haziran ayında Ramazan etkisiyle yavaşlayan üretim faaliyetinin Temmuz ayında bir miktar hızlanmış olduğunu görmekteyiz.

Bugün Gümrük Bakanlığı Temmuz Ayı Geçici Dış Ticaret Verileri açıklanacak. TİM verilerine göre ise Temmuz ayında ihracatımız, geçen yılın aynı ayına göre (11,129 milyar dolar) %18,7 azalışla 8,779 milyar dolar oldu. Böylelikle, yılın ilk 7 ayında ihracat geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre %4,9 düşüşle 80,447 milyar dolar oldu. Son 12 aylık birikimli ihracat ise, bir önceki yıla göre %6,1 düşüşle 139,723 milyar dolar olurken geriledi. 9 günlük bayram tatili, ihracat fiyatlarında yaşanan düşüş, ki Temmuz ayında kg başı ihracat değeri geçen yılın aynı ayına göre %11,4 azalarak 1,23 dolar oldu ve çevre ülkelerde yaşanan sıkıntıların düşüşte etkili olduğunu görmekteyiz.


0 görüntüleme

© AOY 2014