Ara
  • Ali Orhan Yalcinkaya

Acımadı ki!


Bir şeyler anlatırken, anlatımı güçlendirmek, pekiştirmek, zenginleştirmek için iki sözü bir araya getirip öbekler oluştururuz.

Bunu bazen eş anlamlı sözcüklerle güçlü kuvvetli, bazen zıt anlamlı sözcüklerle ileri geri, bazen biri anlamlı bir anlamsız sözcüklerle yarım yamalak, bazen her İkisi de anlamsız sözcüklerle eften püften, bazen de aynı sözcükleri tekrarlayarak ağır ağır yaparız.

Çocukken, bu şekilde olmasa da en çok kullandığım ikileme hangisiydi diye düşündüğümde akıma ilk gelen hep “acımadı ki, acımadı ki” oluyor.

Sunay Akın’ın da aklına gelmiş olmalı ki,

“Bunca kalp kırıklığına rağmen

küçüklüğümde yaptığım gibi rüzgarı arkama alıp

bağırmak istiyorum hayata:

"Acımadı ki!"

diyor.

Çünkü çocuklukta acıyı hafife alma, ona meydan okuma vardır.

***

Reel Sektörün Net Döviz Pozisyonunu görünce aklıma geldi bunlar.

Bu yılın Haziran ayı itibariyle reel sektörün döviz varlıkları 109,1 milyar dolar oldu. Geçen yılın aynı döneminde 107,5 milyar dolar düzeyindeydi. Kırılımına baktığımızda 69,5 milyar doları DTH olarak tutulurken bunun 17,8 milyar doları da yurtdışı bankalarda.

Yükümlülüklere baktığımızda ise yılın ilk yarısında döviz cinsinden borcun 309 milyar dolar olduğunu görmekteyiz. Geçen yılın aynı döneminde bu rakam 283,4 milyar dolardı. Varlıklar ile yükümlülükler arasındaki farkı ifade eden Net Döviz Pozisyonu 199,9 milyar dolar. Geçen senenin aynı döneminde bu 175,9 milyar dolar düzeyindeydi. Yani reel sektörün döviz açık pozisyonu artmaya devam ediyor.

Bunun ne demek olduğu çok aşikar.

Kurda yukarı doğru yaşanacak her hareket sadece bilançolarda bozucu etki yapmayacak. Ara malı ithalatı yaparak üreten bir ekonominin girdi maliyetlerindeki artışları fiyatlara yansıtmasına yani enflasyona da neden olacak.

Bu gidişatın sonunda “acımadı ki, acımadı ki” demek, her şeye sil baştan yapmak ve yola devam etmek elbette mümkün.

Ama açık açık konuşmak lazım.

***

Dünün bir diğer önemli gelişmesi ise Merkez Bankası’nın TL zorunlu karşılık oranlarını tüm vade dilimlerinde 50 baz puan indirmesi oldu. Rezerv opsiyonu kullanımlarının aynı seviyede kalması varsayımı altında finansal sisteme 1,2 milyar TL ve 670 milyon ABD Doları ilave likidite daha sağlanmış olacak. Daha önce 9 Ağustos tarihinde Türk lirası zorunlu karşılık oranları, tüm vade dilimlerinde 50 baz puan daha indirilmişti. Bunun finansal sisteme yaklaşık 1,1 milyar Türk lirası ve 600 milyon ABD doları ilave likidite sağlayacağının beklendiği belirtilmişti.

Böylece Merkez Bankası bankaları maliyet tarafında rahatlatacak bir adım daha atmış oldu. Kredi faizlerinde istenen gevşemenin olmamasına yönelik bir adım olarak değerlendirmek gerekiyor öncelikli olarak. Gazetelere de yansımıştı, Denizbank Genel Müdürü Hakan Ateş, mevduat faizi ile konut faizleri arasındaki farkın sektör için tehlikeli olacağı uyarısında bulunarak % 12 ile mevduat toplayıp %9 ile konut kredisi verilmesi durumunda, işletme olarak topu dikeriz demiş ve bankacılık sektörü üzerinde maliyet oluşturan kalemlerde gevşeme oldukça ve enflasyon düştükçe bunlar faiz oranlarına yansıyacaktır ifadesini kullanmıştı.

***

Türk Lirası Reel Efektif Döviz Kuru endeksi TÜFE bazında aylık %1,25 değer kaybederek 101,08 puandan 99,82 puana indi. Nominal efektif döviz kuru, Türkiye’nin dış ticaretinde önemli paya sahip ülkelerin para birimlerinden oluşan sepete göre, TL’nin ağırlıklı ortalama değeri olarak hesaplanıyor. Reel efektif kurun artışı Türk Lirası'nın değer kazandığını, diğer bir anlatımla Türk mallarının yabancı mallar cinsinden fiyatının arttığını gösteriyor.

Dışarıda ise Euro Bölgesi, II. Çeyrekte beklentilere paralel %0,3, geçen yılın aynı dönemine göre ise %1,6 büyüdü. İlk çeyreğe göre ivme kaybedelirken bunda özellikle Fransa ve İtalya’daki yavaşlama etkili olduğu görüldü. III. Çeyrek için de sinyaller büyümenin hızlanmayacağı yönünde.


25 görüntüleme

© AOY 2014