Ara
  • Ali Orhan Yalcinkaya

Yağmurun sopası yok, Merkez’in şemsiyesi


İçinde bulunduğunuz müşkül duruma hayıflanmak da bir tercih, doğru sorular sorarak bundan çıkmaya çalışmak da... Gerçi bazı sorular kurtulmak istenilen güç durumu daha da içinden çıkılmaz bir hale getirebiliyor.

Şimdi, camdan bakan Arap kızı olmak vardı” demek yerine “koşarak mı, yoksa yürüyerek mi daha az ıslanırım şu çılgın yağmurda?” sorusuna aradığınız cevap gibi örneğin…

Yürürüm” diyenlerin daha fazla ıslanacağını söyleyenler kadar, “koşarım” diyenlerin daha fazla ıslanacağını söyleyenler var. Duruma göre değişeceğini söyleyenlere ise hiç girmeyeyim.

Yürürken başa düşen damla sayısının, koşulduğunda düşenden fazla olmayacağını ileri sürenler ile yağmurda koşmakla yürümek arasında, vücuda düşen yağmur damlası sayısında bir fark olmayacağını, önemli olanın başımıza düşen miktar olduğunu; bu yüzden koşarak süreyi kısaltmanın ve başımıza düşen yağmur damlası miktarını azaltmanın mümkün olduğunu söyleyenler çekişmekte sonuçta.

Yağmurdan kaçarken doluya tutulmuş” gibi hissettiren soru ve cevaplar değil mi? Oysa tedbirli olup şemsiye ile çıkılsa akla ne Arap kızı gelir, ne yürümek, ne de koşmak.

***

Nisan başında 3,9489 olan Dolar/TL kuru 10 Mayıs’ta 4,2878 seviyesine kadar yükseldi. Yaklaşık yüzde 8,58’lik bir artışa karşılık gelmekte. Yaklaşık 221 milyar dolar uzun vadeli, 98 milyar dolar kısa vadeli toplamda 321 milyar dolar düzeyindeki özel sektör borcunun 83 milyar TL artması anlamına gelmekte.

Merkez Bankası’nın yapmış olduğu çalışmadan biliyoruz ki, kur artışının ve ithal fiyatlardaki değişimin TÜFE ve alt kalemlerine iki yıl sonundaki birikimli etkisi yüzde 17,4 düzeyinde. Yani döviz kurunda, sepet bazında yüzde 10 artış olduğunda, bu artış TÜFE'ye iki yıl içinde birikimli olarak 1,7 puanlık bir etki yapıyor. Yine TCMB bünyesindeki araştırmacı ve uzmanların analiz ve yorumlarını içeren bir blog olan Merkezin Güncesi’nde yer alan analizde, döviz kurundan enflasyona bir yıl sonundaki birikimli geçişin yüzde 15 civarında olduğu söylenmekte. Kurda yüzde 1’lik değer kaybı enflasyonu 15 baz puan artırıyor sonuç olarak. Bu da Nisan başından 10 Mayıs’a kadar geçen dönemde enflasyonda 1,28 puan daha artışa karşılık gelmekte.

Peki, kurda bunlar olurken anılan dönemde TCMB neler yaptı? Ya da şöyle sorayım, bu müşkül durumdan çıkmak için kendine hangi soruyu sordu?

25 Nisan’daki Para Politikası Kurulu toplantısında, “fiyat istikrarını desteklemek amacıyla ölçülü bir parasal sıkılaştırma yapılmasına karar vererek” Geç Likidite Penceresi (GLP) faizini 75 baz puan artışla yüzde 13,50’ye yükseltti.

Geçtiğimiz hafta rezerv opsiyonu mekanizması kapsamında döviz imkân oranı üst sınırını yüzde 55’ten yüzde 45’e düşürerek yaklaşık 6,4 milyar Türk lirası likiditeyi piyasadan çekerek, yaklaşık 2,2 milyar ABD doları tutarında dövizi bankaların kullanımına sundu.

Döviz likiditesini destekleyici ek tedbirler almaya devam ederek, 1 aylık Türk lirası uzlaşmalı vadeli döviz satım ihalelerindeki tutarı 150 milyon ABD dolarından 250 milyon ABD dolarına yükseltti. Böyle yaparken vadeli döviz satım pozisyon tutarı mevcut 5,3 milyar ABD dolarından 7,1 milyar ABD dolarına ulaşabileceğini öngördü.

Eş zamanlı olarak günlük olarak düzenlenen TL Depoları Karşılığı Döviz Depoları ihale tutarını 1,25 milyar ABD dolarından 1,5 milyar ABD dolarına yükseltti. Mevcutta en fazla 6,25 milyar ABD doları olan söz konusu ihalelerin toplam bakiyesinin 7,5 milyar ABD dolarına ulaşabileceğini belirtti.

Muhtemelen bir sonraki hamlesi de vadesi dolacak olan ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetler reeskont kredilerinin, belirlenmiş bir kurdan TL olarak yapılabilmesine olanak tanımak olacak.

Bütün bunların faizi artırmamak için yapıldığıysa, TCMB dahil herkesin malumu. Oysa tedbirli olup baştan şemsiye ile çıkılmış ve açılmış olsa akla ne Arap kızı gelirdi, ne yürümek, ne de koşmak.

Yağmurun sopası yok, Merkez’in şemsiyesi.

Güzel bir hafta dileklerimle.


0 görüntüleme

© AOY 2014