Ara
  • Ali Orhan Yalcinkaya

E Yani


Yazıya bir tüyo vererek başlayayım. Seyrettiğiniz filmin gişeyi ve eğlenceyi mi, yoksa sanatı mı öncelediğini merak ediyorsanız ilk sahnelerine bakmanız yeterlidir. Eğer açılışta bir taç/çelenk görüyorsanız, bilin ki bir “sanat-festival filmi”, üstelik ödüllü bir film seyredeceksiniz. Defne dalından tacı sembolize eden bu simge aslında zaferi ve başarıyı temsil ediyor. Ödül törenlerinin logosu olarak ya da filmlerin başında karşımıza çıkmasının nedeni budur. Bu taç yüzünden insanların aklını nasıl yitirdiğinin hikâyesini anlattığımda, bakalım siz de defne dalından da olsa taç giyen baş akıllanırmış diyecek misiniz?

Katie Hetzel, adında bir lise öğrencisi, ders çalışırken “Laurel” sözcüğünün nasıl telaffuz edildiğini öğrenmek için vocabulary.com sitesine girer. Defne dalından taç anlamına gelen sözcüğün hemen yanındaki hoparlör simgesine tıklayınca “Laurel” yerine “Yanny” denildiğini duyar.

Sonrası malum, sosyal medyada olay patlar; “Laurel” ve “Yanny” duyanlar olarak ikiye bölünür insanlar. Hatta önce “Yanny” duyduğunu söyleyip, bir süre sonra “Laurel” duymaya başladığını, ya da tam tersi önce “Laurel” sonra “Yanny” duyduğun söyleyenler olarak ayrılırlar. İşin ilginci ise ortada birbirinden çok farklı iki sözcük olmasına rağmen, diğer tarafı dinleyenlerin ne duyduğu konusunda büyük bir özgüvene sahip olmalarıdır.

Akla ilk gelen “acaba yanlış bir ses dosyası mı yüklendi?” sorusu olur. Öyle olmadığı anlaşılınca bu sefer de “diksiyonda mı bir sorun var?” diye sorulur. O konuda da vocabulary.com gayet sağlamcıdır. Sözcüklerin ses kaydını, diksiyonu çok düzgün kişilere yaptıran site bu sözcüğün diksiyonunu bir opera sanatçısına (Jay Aubrey Jones) yaptırmıştır.

Peki, o zaman ne yanny, dediğinizi duyar gibiyim.

Olay, konuşurken kullandığımız a, e, ı, i, o, ö, u, ü gibi sesli harflerin fonetik özelliğini belirleyen ve biçimlendiren frekanslarıyla alakalı. Bu harflerin bir kısmı düşük, bir kısmı yüksek frekansa sahip. Konuşurken, bir ünlü harfi çıkartabilmek için 4 ile 6 arasında değişen frekans kullanıyor olsak da bunun karşı tarafça anlaşılabilmesi için üç frekans yeterli. Üçünü duyan genelleme yaparak anladığını zannediyor; yani ortada işitsel bir yanılsama var. Diğer taraftan bu yanılsamanın yaşla ilgili olabileceği gibi -yaşı ilerlemiş olanlar sözcüğü, düşük frekanslı “Laurel” olarak algılıyor-, kayıt kalitesiyle ilgili olabileceği de belirtiliyor. Bu kadar açıklama yerine Mevlana’dan alıntıyla "ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşındakinin anlayabildiği kadardır" demek de yeterliydi.

***

Siz, Yeni Ekonomi Programının ne söylediğini anlatmaya çalışsanız da sonuçta insanlar kendi gündelik hayat gerçekleri üzerinden anlayıp yorumlamaya devam edecekler ekonomiyi. Çarşamba günü açıklanacak olan Eylül ayı tüketici ve üretici fiyat endeksleri buna güzel bir örnek. TÜFE’de aylık artışın yüzde 3,50’luk piyasa beklentileri doğrultusunda gelmesi halinde, gerçekleşme hedefi yüzde 20,8 olan 2018 yılı enflasyonunun Eylül’de yüzde 21,23'e yükseleceğini görecekler.

Gerçi tüketici fiyatlarındaki artış eğilimini yansıtan “öncü gösterge” niteliğindeki Türk-İş’in Açlık ve Yoksulluk Sınırı araştırması verileri, 2018 Eylül ayında Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin “gıda için” yapması gereken asgari harcama tutarının bir önceki aya göre yüzde 4,45 arttığına işaret etmişti.

Bu aynı zamanda 2007 yılından sonra en yüksek gerçekleşmeye karşılık geldiği gibi aynı zamanda bu yılın da en yüksek aylık artış rakamı olmuştu. Geçtiğimiz ay gıda fiyatlarının sadece yüzde 0,6 artmış olduğu düşünüldüğünde, TÜFE rakamlarında gıda kaleminde “e yani“ dedirtecek kadar sert bir artış olabileceğine işaret ediyor. Siz, “e yani” yerine anlamı kuvvetlendirecek başka bir sözcük düşüne durun, ben sözlüğe yeni giren bir başka sözcükten bahsedeyim.

Yukarıda anlattığım olaya kadar sözlükte olmayan Yanny sözcüğü “en azından 24 saat boyunca tüm internetin dikkatini dağıtabilme kapasitesine sahip bir söz ya da deyim” tanımıyla vocabulary.com‘a girmiş bile.

Güzel bir hafta dileklerimle.


0 görüntüleme

© AOY 2014