Ara
  • Ali Orhan Yalcinkaya

Baktın olmuyor, bakmayacaksın


Bu hafta, konkordato üzerine yazmaya karar verdiğimde yazının zor çıkacağı aklımın ucundan bile geçmemişti. Uzunca bir süre ben yazıya, yazı bana bakınca Temel’in sözünü dinledim: “Baktun olmayi, bakmayacasun

Bakmayince olmayise, ona bakacasun” diye de bir söz söylemiş midir Temel bilmiyorum; ama kaleme, mürekkebe bulaşınca insan, yazmam olur biter diyemiyor. Farkettim ki benim söz dinlemem, tavuğun her gün ettiği tövbeden farksızmış aslında.

Merkez Bankası’nın (TCMB), geçtiğimiz hafta yayımladığı 2. Çeyrek Finansal Hesaplar Raporunda, finansal olmayan kuruluşlar ile ilgili tespitleriyle başlayayım. Öncelikli olarak finansal olmayan kuruluşlar, diğer sektörlere borçlu pozisyonunda. Bu kuruluşların finansal varlıkları 2018 yılı ikinci çeyrekte 53 milyar TL azalış gösterirken, yükümlülükleri 126 milyar TL artış göstermiş. Borçlarının GSYH’ye oranı 2018 yılı ikinci çeyreğinde yüzde 72 seviyesinde gerçekleşirken, borçların toplam finansal varlıklara oranının ise arttığı izleniyor. Her ne kadar diğer ülkelerle karşılaştırıldığında düşük seviyede olsa da, yurt içinde yerleşik sektörlerin kullandıkları krediler ve ihraç ettikleri borçlanma senetlerinin toplamından oluşan finansal hesaplar tanımlı toplam borcun GSYH’ye oranı da 2018 ikinci çeyrekte bir önceki döneme göre bir miktar artış göstermiş.

TCMB’nin bu tespitlerine bir başka açıdan, krediler kanalındaki gelişmeler üzerinden de bakalım. Örneğin, özel bankaların kullandırdığı toplam kredilerde Şubat ayı ile başlayan azalış eğilimi, kamu bankalarındaki artışı ile dengelenmişti. Ancak Mayıs ayı ile beraber azalış eğilimi sektörde daha belirgin hale gelirken, şirketlerin krediye ulaşımının güçleştiğine işaret ediyor.

Kamu ve özel bankalarda kredi verme iştahı azalıp, şirketlerin krediye ulaşımı zorlaşırken, buna sadece yurt dışında değil içeride de borçlanma maliyetlerinin artışı eşlik etti. Mayıs ayı ile beraber kredi faiz oranlarının hızla arttığını gördük.

Finansal koşulların sıkılaşmasıyla beraber, iktisadi faaliyette gözle görülür bir yavaşlamanın olduğunu, piyasada paranın dönmediğini Ağustos ayı ciroların reel olarak gerilemesinden izliyoruz. Hizmet sektörü hariç diğer sektörlerde bu yavaşlama, belirginleşmekle kalmayıp daha da hızlanmış vaziyette. Nitekim geçtiğimiz hafta Cumhurbaşkanından, piyasalardaki nakit sıkışıklığının ve kredi kanallarındaki daralmanın farkında olduklarını; bunu aşmak için hazırlık, çalışma ve planlarının olduğunu duyduk.

Cirolardaki gerilemenin yansımasını tüketimdeki yavaşlamadan da görebiliyoruz. Döviz kurlarındaki artış, beraberinde yükselen enflasyon ve faizin, tüketim eğilimindeki gerilemenin en büyük nedeni olduğunu söyleyebiliriz.

Baktığın yerde görmüyorsan, görebileceğin yere bakmalısın

Arka plana bu gelişmeleri koyduğumuzda mali durumu bozulan şirketlerin, borçlarını yeniden yapılandırılmak için son dönemde sıkça başvurdukları konkordato yöntemini yorumlamak biraz daha kolaylaşıyor.

Konkordato, borçlu şirketlerin mali durumunu düzeltip iflastan kurtulmasını ve alacaklıların da belli bir vadeyle alacaklarını temin etmelerini amaçlayan bir müessese. Bu noktada akıldan çıkarılmaması gereken husus uygulamanın yaygınlaşması halinde piyasadaki nakit akışının daha da ağırlaşacağı gerçeği. İkincisi, böyle bir durumda, ödemelerini zamanında tahsil edemeyen bankaların kredi musluklarını daha da sıkma yoluna gidebileceği...

Firmalar, sermayelerini yatırıma döndüremedikleri ve borç yapılandırmasına girdiklerinde; borç ödemelerine ayrılan sermaye aynı zamanda yatırımların da durması anlamına geliyor. Böyle bir tabloya, ekonomide küçülmenin ve istihdamda azalışın eşlik etmesi ise kaçınılmaz.

Güzel bir hafta dileklerimle.


0 görüntüleme

© AOY 2014