Ara
  • Ali Orhan Yalcinkaya

Var mı bana yan bakan?


Görme Biçimleri” isimli kitabına “Görme konuşmadan önce gelmiştir.” satırlarıyla başlar John Berger ve ardından “Bizi çevreleyen dünyada, kendi yerimizi görerek buluruz” diyerek bakmak ile görmek arasındaki farkı tanımlamaya girişir.

Ressamlar örneğin, bu ikisi arasındaki farkı ortaya koymaya çalışan yöntemler geliştirir. 16. yüzyılın en büyük portre ressamlarından biri olan Hans Holbein onlardan biridir. Anamorfik yani görüntünün eni ve boyu üzerinde farklı oranlarda büyütme yaparak optik bir sistem yaratmaya girişir. Londra’daki Ulusal Galeri’de sergilenen “The Ambassadors/Büyükelçiler” tablosu bunun en önemli örneğidir.

Tablodaki her şeyin konumu, büyükelçilerin ortasında bulunan masadaki her nesne farklı bir şeyi sembolize eder. Merak edenler için bağlantısını buraya bırakıyorum. Resmin en ilginç özelliği ise alt orta kısımda 27 derecelik bir açıyla yerleştirilen anamorfik kuru kafadır. Sadece belli bir açıdan, yan bakıldığında görülebilen bu kuru kafa ölümü sembolize eder. Ölümün her an her yerde olduğunu; ancak bizlerin bunun farkında olmadığını vurgular.

Sanat, edebiyat böylesi kaygılarla farkı anlatmaya girişirken konunun özüne bir çırpıda inivermek isteyen insanımız, gözünün önünde olanı görmeyeni, bakmak ile görmek arasındaki ilişkiyi “bakar kör” nitelemesiyle bir çırpıda ifade edivermiş.

Peki, ekonomik bir veri üzerinden de anlatılabilir mi bu anamorfoz?

***

Cari İşlemler Dengesi üst üste dördüncü ay olacak şekilde Kasım’da da fazla verdi. Geçtiğimiz yılın aynı döneminde 4,48 milyar düzeyinde açık veren cari işlemler bu yılın Kasım ayında 986 milyon dolar fazla vererek piyasa beklentileri doğrultusunda gerçekleşti. Böylece geçtiğimiz yılın Kasım ayında 43,98 milyar dolar olan birikimli cari açık yüzde 22,8 azalarak 33,93 milyar dolara kadar geriledi. Bu aynı zamanda Nisan 2017’den bu yana görülen en düşük seviyeye karşılık gelmekte.

Giderek azalmakla birlikte net altın ticaretinin etkisi 439 milyon dolar ile ithalat yönünde olurken, net enerji ticareti de 3,09 milyar dolar ithalat yönünde seyretti. 2014 yılından bu yana en iyi dönemini geçiren turizm sektörünün ise cari açık üzerindeki olumlu katkısı sürdü. Geçtiğimiz yılın Kasım ayında 17,57 milyar dolar olan turizm gelirleri bu yıl yüzde 17 artışla 20,62 milyar dolara yükseldi.

12 aylık altın ve enerji ticareti hariç çekirdek denge 14,71 milyar dolar fazla ile tarihi seviyeye yükseldi. Finansman tarafında bir önceki yıl 328 milyon dolar olan net doğrudan yatırım girişi 1,0 milyar dolara çıkarken, portföy yatırımlarından 1,72 milyar dolar giriş söz konusu. Portföy yatırımlarının detaylarında ise borçlanma araçlarına (DİBS) 2,11 milyar dolar, hisse senetlerine ise 346 milyon dolarlık giriş var.

12 aylık birikimli verilere göre, uzun vadeli borç çevirme oranı bankacılık sektöründe yüzde 88,5’den yüzde 84,8’e gerilerken, yatırım eğilimini gösteren reel sektörün uzun vadeli borç çevirme oranı yüzde 138,5‘ten yüzde 143,1’e yükselmiş durumda.

Diğer yatırımlar kaleminin detaylarına bakıldığında sermaye çıkışındaki en büyük kalemin bankacılık sektörünün ödediği borçlar olduğu görülüyor. Kısa vadede bankaların 1,06 milyar dolar, orta uzun vadede 1,08 milyar dolar toplamda 2,15 milyar dolar borç geri ödemesi gerçekleştirmiş.

Özetle, 1,0 milyar dolar doğrudan yatırım girişi, 1,72 miyar dolar portföy girişi ve diğer yatırım kaleminden 296 milyon dolarlık çıkış toplamı 2,42 miyar dolar fazla verildiğini gösteriyor. Bu rakama net hata noksan kaleminden gelen 994 milyon dolar giriş eklendiğinde finansman tarafında 3,42 milyar dolarlık bir fazla karşımıza çıkıyor. Böylece 986 milyon dolarlık cari fazlanın da katkısıyla Merkez Bankası’nın rezervleri 4,40 milyar dolar artmış Kasım’da.

Baktığımızda cari işlemler hesabı yıllık bazda 33,93 milyar dolar açığa gerilemiş vaziyette. Ticaret Bakanlığı’nın geçici dış ticaret verileri, üst üste dört ay cari fazla verildikten sonra Aralık ayında 1,50 milyar dolar düzeyinde bir açık verileceğini düşündürüyor. Bu doğrultuda bir gerçekleşme halinde 2018 yılında cari açık 28 milyar doların da altına gerilemiş olacak. Yeni Ekonomi Programında gerçekleşme tahmininin 36 milyar dolar olduğu düşünülürse “muazzam bir iyileşme”.

Görünen ise iktisadi faaliyette yavaşlama ve iç talepteki daralma ile beraber “dengelendiğimiz”; yani küçülmeye devam edeceğimiz gerçeği. İSO PMI verisi ve Reel Sektör Güven Endeksi detaylarından izlediğimiz kadarıyla sanayide stoklar eritilmiş vaziyette. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde ihracattaki artışa ithalat artışının da eşlik edeceğini bekleyebiliriz. Atılan “müjdeli” teşvik adımları ve emtiaların hafif yükseliş eğilimine girmiş olması da bunu destekleyecek diğer faktörler. Geçen seneye göre petrolün ılımlı seyretmesi ve turizmdeki seyir ise olumlu unsurlar.

***

Bakmak ve görmek üzerine geçenlerde okuduğum bir anekdot ile bağlayayım yazıyı.

Bir baba çocuğuyla deniz kenarında otururken elindeki dürbünü ona verip martılara bakmasını ister. İlk kez eline dürbün alan çocuk, martılardansa babasına bakmayı daha ilgi çekici bulmuş olacak ki önce babasına çevirir bakışlarını. Bunun sonucunda gördüğü tek şeyin bulanıklık olduğunu söylememe gerek yok sanırım.

Peki, burada sorun babada mıdır, yoksa dürbünde mi?

Elbette ikisi de değil. Sorun, çocuğun dürbünü anlamlı sonuçlar elde edebileceği görüş mesafesinin dışında kullanmasıdır.

Güzel bir hafta dileklerimle.


0 görüntüleme

© AOY 2014