Ara
  • Ali Orhan Yalcinkaya

Denize Düşen Yılana, Rezervi Düşen Zorunlu Karşılığa Sarılır

TCMB geçtiğimiz hafta sonu aldığı bir kararla normalleşme sürecinin bir parçası olarak, finansal istikrarın desteklenmesi amacıyla, yabancı para zorunlu karşılık oranlarını tüm bankalar için tüm yükümlülük türlerinde ve vade dilimlerinde 300 baz puan artırdı.


Zorunlu karşılıkların makro değişkenler üzerindeki etkisi iki kanal üzerinden gerçekleşmektedir. İlki maliyet kanalıdır. Zorunlu karşılık oranlarındaki artış bankanın maliyetlerini artırmakta, banka da bu artışı telafi edecek şekilde mevduat ve kredi faizlerinde değişikliğe gitmekte ancak bu kanal merkez bankasının zorunlu karşılıklara faiz ödemediği ya da piyasa faizinin altında bir faiz ödediğinde etkili olmaktadır.

Diğeri ise likidite kanalıdır. Bu, zorunlu karşılık oranlarında yapılan bir değişikliğin bankacılık sisteminin likiditesi üzerinde doğrudan etkili olması şeklinde gerçekleşir. Zorunlu karşılık oranlarının artması bankaların kullanılabilir likidite seviyelerinin düşmesine ve dolayısıyla da merkez bankası fonlarına olan bağımlılığın artmasına neden olur.


Zorunlu karşılığa tabi yükümlülükler iki haftada bir Cuma günleri itibarıyla hesaplanmakta ve zorunlu karşılıklar 14 günlük dönemlerde tesis edilmektedir. Zorunlu karşılık sistemine dahil bankalar, zorunlu karşılığa tabi yükümlülüklerini yükümlülüklerin hesaplandığı tarihten iki hafta sonraki Cuma günü mesai saati bitimine kadar TCMB’ye bildirmekle yükümlüdürler. Rezerv tesis dönemi, yükümlülüklerin hesaplandığı tarihten iki hafta sonraki Cuma günü başlamakta ve 14 gün sonra Perşembe günü sona ermektedir.

Zorunlu karşılıklardaki artışın maliyet kanalı üzerinden mevduat ve kredi faizlerini etkilediğini belirtmiştik. O halde öncelikli olarak kredilerdeki seyre bir göz atmakta fayda var.

Hatırlatmak gerekirse 2019 sonunda 2.652 milyar TL düzeyinde bulunan bankacılık sektörünün kullandırdığı krediler 10 Temmuz 2020 itibariyle 626,43 milyon TL artarak 3.279 milyar TL’ye yükseldi. Bu yüzde 23.6’lık bir artışa karşılık geliyor. Yıllık bazda kredi büyümesinin yüzde 29.8 olduğu dikkate alındığında yılın ilk yarısında çok yüksek bir kredi ivmesinin yakalandığı görülüyor.

Finansal hesapları incelediğimizde hanehalkı borcunun GSYH’ye oranı geçtiğimiz yılın ilk yarısında 554.56 milyar TL ile yüzde 13.9’a kadar geriledikten sonra, 2020 ilk çeyrek itibariyle 670.70 milyar TL’ye borcun GSYH’ye oranı da yüzde 15.1’e yükseldi.

Reel sektörün borcu ise geçtiğimiz yılın ilk yarısında 2.756 trilyon TL iken bu yılın ilk çeyreğinde 3.056 trilyon TL’ye yükselirken borcun GSYH’ye oranı yüzde 69.0 oldu.

Bu tablo, TL’nin aşırı kredi büyümesine bağlı olarak finansal istikrarı tehdit edecek bir risk oluşturduğunu akla getirebilir. O zaman TCMB’nin neden TL yerine yabancı para zorunlu karşılıkları artırdığını sormamız gerekiyor.

Sorunun cevabını vermeden önce TCMB’de yabancı para zorunlu karşılıklar için yükümlülüklere bir bakmakta fayda var.

Yabancı para zorunlu karşılıklar 38.04 milyar doları döviz, 2,69 milyar doları altın olmak üzere toplamda 40,74 milyar dolar tutarındaydı.

Bankalar Türk Lirası zorunlu karşılıklar için Rezerv Opsiyon Mekanizması (ROM) kapsamında döviz ve altın tutabiliyorlar. Buna göre ROM’daki 2,67 milyar dolar döviz, 2,43 milyar dolar altın ve 0,69 milyar dolar hurda altın olmak üzere toplamda 5,80 milyar dolar tutmaktaydılar.

Dolayısıyla yabancı para zorunlu karşılıkları ve ROM kapsamında TCMB’de tesis edilen döviz ve altın toplamı 46,54 milyar dolardı.

BDDK’nın 13 Temmuz tarihli günlük bülteninden hareketle banka bilançolarında nakit değerler (efektif) 6.18 milyar dolar düzeyinde. Yurt dışı bankalarda depo edilen tutar 11.13 milyar dolar, kamu borçlanma senetleri(eurobond) 11.91 milyar dolar. TCMB’deki zorunlu karşılıkları 22.07 milyar dolar ve teminat döviz depo alacaklar 31.79 milyar dolar ile toplamda 53.86 milyar dolar.

Vade ve yükümlülük türlerinin farklı, kredi büyümesini tutturan bankalar için daha düşük oran uygulanması nedeniyle ortalama zorunlu karşılık oranı yüzde 12.7 düzeyindeydi.

TCMB’nin neden TL yerine yabancı para zorunlu karşılıkları artırdığını sorusuna geri dönecek olursak, son bir yılda yabancı para zorunlu karşılıklarda 6. kez değişikliğe gidilmesinin ardında, döviz rezervlerinin hızla erimesi hatta eksiye dönmesi gerçeği yatıyor.

10 Temmuz itibariyle TCMB’nin brüt rezervleri 10 Temmuz haftasında 90.04 milyar dolar, Stand-By tanımlı net uluslararası rezervler ise 32.14 milyar dolar düzeyinde.

Uluslararası Rezervler ve Döviz Likiditesi Gelişmeleri Mayıs raporuna göre bankalar ile yapılan 39.3, Katar ve Çin ile yapılan 16 milyar dolarlık swap anlaşmaları ile birlikte toplam swap tutarı 55.3 milyar dolar.

Mayıs ayındaki 55.3 milyar dolarlık swap tutarı dikkate alındığında Stand-By tanımlı net uluslararası rezervlerin göründüğü gibi 32.14 milyar dolar ile pozitif değil tam tersi eksiye döndüğü ve -23.16 milyar dolar değer aldığı anlaşılır.

İşte bu tablo, yabancı para zorunlu karşılık oranlarının tüm vade ve yükümlülüklerde 3 puan artırılmasına ve TCMB’ye 9,2 milyar dolar daha döviz likiditesi çekilmesine neden oldu.

Bu noktada sorulması gereken bir başka soru ise şu: Bankalar ilave yabancı para zorunlu karşılığını nasıl elde edecek?

1. Yabancı para zorunlu karşılık, döviz varlıklar nedeniyle doğduğuna göre ilk akla gelen bu varlıkların azaltılabileceği.

2. Rezerv Opsiyon Mekanizması (ROM) kapsamında tutulan 5.80 milyar dolar tutarındaki döviz ve altın azaltılabilir.

3. TCMB ile yapılan swap tutarı Mayıs ayı itibariyle 55.3 milyar dolar olduğu dikkate alındığında buradaki tutar azaltılabilir.

4. Bankalar dışarıdan döviz borçlanarak zorunlu karşılık rakamını bulabilir.

İlk seçenek pratikte mümkün olmadığından, son seçeneğin ise maliyet ve konjonktürel nedenlerle tercih edilmek istenmeyecektir.

Bankaların 3. seçeneğe yönelmesi ise aktif rasyosunu etkileyecektir. Formülde TCMB ile yapılan swaplar pay kısmında olduğu için bankaların TCMB ile yapılan swap tutarını azaltmaları Aktif Rasyosunun düşmesine neden olacaktır. 2. seçenek ise tıpkı 3. seçenek gibi TL fonlama ihtiyacını artırıcı yönde etki yapacaktır.

Burada kamu bankalarının net döviz pozisyon açığına ayrı bir parantez açmak gerekiyor.

BDDK’nın 10 Temmuz haftası verilerine göre kamu bankalarının döviz açıkları bir önceki haftaya göre 1.41 milyar dolar artarak 9.73 milyar dolara yükseldi.

Yabancı para pozisyon açığı, döviz tevdiat hesapları ve yurtdışı bankalardan kullanılan krediler toplamının yabancı para cinsinden açılan krediler, bankaların TCMB’deki döviz mevduatı, yabancı para cinsinden menkul değerler cüzdanı ve yabancı para bağlı menkul değerler toplamından küçük olması halinde ortaya çıkmakta.

Dolayısıyla yabancı para zorunlu karşılık oranının artırılması kısa vadede bankaların TCMB’deki döviz mevduatının yükselmesine neden olacağından kamu bankalarının döviz pozisyon açığının daha da artması beklenebilir.

Son olarak yabancı para zorunlu karşılık oranının artırılmasını TCMB döviz rezervleri açısından değerlendirdiğimizde yukarıda belirtilen ilk seçenek TCMB brüt rezervini artırırken, net rezervlerde bir değişikliğe neden olmayacaktır. 2. seçenekte brüt ve net rezervlerde bir değişim olmazken, 3. seçenek brüt rezervi değiştirmeyip, net rezervlerde azaltacaktır. Son seçenekte ise TCMB brüt rezervi artarken, net rezervi değişim göstermeyecektir.

[1] YP Mevduat toplamının YP Kredilere kadar olan kısmı için bu katsayı 1 olarak uygulanıyor.

98 görüntüleme

© AOY 2014