Ara
  • Ali Orhan Yalcinkaya

Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK), Mayıs ayında devreye soktuğu ve “Zorla güzellik olur mu?” başlığıyla ele aldığım uygulamaya ilişkin ilk cezaları kestiği bilgisi basına yansıdı.

Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) açıklama yapan bir banka, aktif rasyosunun BDDK’nın 18 Nisan 2020 tarih ve 9000 sayılı kararında belirlenen oranın altında kalması sebebiyle 20 milyon 638 bin TL idari para cezası uygulanmasına karar verildiğini duyurdu. Türkiye’de faaliyet gösteren bir başka yabancı bankaya da 180 milyon TL ceza kesildiği bilgisi haberlerde yer aldı.

Yönetmelik ve düzenlemelere uymayanlara ceza verilmesi ne kadar doğruysa uygulamada yasal ihlallere göz yummak da o kadar yanlıştır. Nitekim, bankalarının yabancı para net genel pozisyon açığına ilişkin gelişmeler bu önermemizi doğrulamakta.

BDDK, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 43, 47 ve 93. maddelerine dayanılarak bankaların döviz varlık ve yükümlülükleri arasındaki ilgi ve dengelerin kurulmasını ve özkaynakları ile uyumlu bir seviyede döviz pozisyonu tutmalarını temin etmek üzere, uygulayacakları yabancı para net genel pozisyon/özkaynak standart oranına ilişkin usul ve esasları düzenleyen, 1 Kasım 2006 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren bir yönetmeliği uygulamaya almıştı.

Yönetmelik özetle bankaların özkaynaklarının ne kadarına kadar yabancı paralarda açık pozisyonu olabileceğine ilişkin bir çerçeve çizerken, yasal sınırı da yüzde 20 olarak belirlemişti.

Bankaların yüzde 20 olarak belirlenen “oransal sınırlara uyumsuzluk” göstermesi durumunda, yani standart oranın azami sınırını aşması halinde, aşımın nedenlerini, BDDK’ya gönderilme süresi içinde bildirme zorunluluğu bulunuyor. Haftalık oranlarda oluşabilecek aşım tutarının takip eden iki hafta içinde giderilmesi ise zorunlu.

Bir takvim yılı içerisinde haftalık oranlarda, giderilen aşımlar dahil altı defadan fazla aşım gerçekleştirilemiyor. Konsolide yabancı para net genel pozisyon/konsolide özkaynak standart oranında oluşabilecek aşım tutarı, bir sonraki hesaplama dönemine kadar giderilir ve bu süre içinde aşım giderilmiş olsa dahi, bir takvim yılı içerisinde bir defaya mahsus fazla aşıma izin veriliyor.

Yönetmelik böyleyken kamu mevduat bankalarındaki tablo bambaşka bir duruma işaret ediyor.

27 Mart’ta kamu mevduat bankalarının yabancı para net genel pozisyon açığı 3,4 milyar dolar, açığın yasal özkaynakları oranı ise yüzde 12.0 düzeyindeydi. 29 Mayıs haftasına gelindiğinde yasal limite ulaşıldığını gördük. Haziran ayında limit altında kalınırken Temmuz ayı ile beraber limitin üstüne çıkıldı. Kamu mevduat bankalarının net döviz pozisyon açığı 24 Temmuz haftasında 10.2 milyar dolara, açığın özkaynaklara oranı yüzde 30.9’a kadar yükseldi. Son 5 haftadır da bu şekilde devam ediyor.

Kamu mevduat bankalarında durum böyleyken, özel bankaların ise tam tersi pozisyonlandıklarını görmekteyiz. 2018 yılı başından itibaren bu durum daha da belirgin hale gelmiş bulunuyor. Nedeni ise kamu bankalarının geçen süreçte kurları, özellikle de dolar kurunu tutmak için satış yapmaları.

Tekrar BDDK düzenlemesine dönecek olursak:

  • Haftalık oranlarda oluşabilecek aşım tutarının takip eden iki hafta içinde yasal sınırlar içerisine giderilmesi zorunlu olmasına rağmen, 26 Haziran haftasındaki durum giderilmediği gibi “el yükseltilerek” devam ettiriliyor.

  • Bir takvim yılı içerisinde haftalık oranlarda, giderilen aşımlar dahil altı defadan fazla aşım gerçekleştirilemez denilmesine rağmen kamu mevduat bankaları döviz açık pozisyonunda “5. Zafer Haftasını” kutluyor.

  • Son olarak yönetmelik bir takvim yılı içerisinde bir defa aşım hakkı tanıyor.

Bunun böyle ne kadar devam ettirileceğini öngörmek mümkün değil, çünkü 28 Temmuz’da Financial Times’ta çıkan bir haber, Türkiye’de kamu bankalarının doların yükselmesini engellemek için her gün 1 milyar dolar sattığını söylüyor.

Dolayısıyla yasal sınırlara hemen inmek çok kolay görünmüyor. Son yasal özkaynak rakamından hareketle kamu mevduat bankalarının sınıra inebilmek için 3.6 milyar dolarlık pozisyon kapatmaları gerekiyor. Bu ise kamu bankalarının dövizde daha fazla satıcı olamayacağı anlamına geliyor. Son bir haftada kurda gördüğümüz yükselişin açık pozisyonun TL değerini yükselteceği bunun da mevcut açık pozisyon ihlalini daha da artıracağı ise aşikar.

Sonuç olarak açık pozisyonların bu limitler içerisinde uzun müddet sürdürülmesi mümkün olamayacağına göre BDDK’nin şapkadan yeni bir tavşan çıkarmasını beklemek gerekiyor, aksi takdirde kamu bankaları daha fazla döviz satamayacağı için kur yükselecek.

Diğer çözüm ise kurun yükselmesinin önüne geçmek için TCMB’nin politika faizini artırması ama orada da “faiz ile arası hoş olmayanlar” ile karşı karşıya gelinebilir.

“Gözlerimi kaparım vazifemi yaparım” diyenin BBDK mı yoksa TCMB mi olacağını önümüzdeki günlerde göreceğiz.

154 görüntüleme

© AOY 2014