© AOY 2014

Yarın Başlıyorum!

27 Jul 2017

Günler öncesinden evde olağanüstü hal ilan edilirdi. Sonuçta yaklaşmakta olan annemin "günü" idi. Gelecek kadınlara ne ikram edileceğini planlanır, hazırlıklar yapılırdı. Öyle bir hararet olurdu ki, sanırsınız tüm first lady'ler bizim evde toplanacak.

 

Sonrası harikaydı!

 

Bütün evi kaplayan kek ve kurabiye kokusu, insanın gözünü döndüren kısır tabağı, börek tepsisi, poğaça, yaprak sarmaları. Ama dokunmak zinhar yasaktı.

 

Diyet yapamayan kadınlar “gün” yapıp diğer kadınları şişmanlatıyor, değilse bu kadar şey nasıl yenilebilir diye düşünürdüm.

 

Kadınların bizim evde toplandığı günün akşamını zor ederdik. Okuldan dönüş tam bir bayram olurdu hepimize. Artık o pastadan, börekten, kekten, kısırdan ne kaldıysa destursuz dalardık bağa.

 

***

 

Fed’in bilanço büyüklüğü 4,5 trilyon dolara çıkmış durumda.  Bu büyüklükteki bir bilançonun ne zaman ve nasıl normal bir seviyeye indirilmeye başlanacağı; bunun ne gibi sonuçları olacağı piyasaların en büyük merak konusu; çünkü 2013 yılında, o zamanki Fed Başkanı Ben Bernanke pimi çekip piyasaların önüne koyduğunda Gelişmekte Olan Piyasalar/Ülkeler (GOP) “taper tantrum” rüzgarına kapılıp savrulmuştu.

 

Şimdi de merak edilen farklı değil: FED’in diyete girip bilanço küçültmesi GOP’lara olan iştahı azaltır mı?

 

Bu soruya cevap verebilmek için önce Fed'in bu süreci nasıl yürüteceğine bir bakmak gerekiyor. Fed’in görüşü, resmi politika faizi olan Federal Fonlama Oranı’nın (FFO) giderek yükselen bir patika izleyeceği şeklinde. FFO, Fed'in para politikasını sıkılaştıracağı temel araç olarak kalmaya devam ederken; bilanço da politika sıkılaştırması için tamamlayıcı bir araç olarak devreye sokulacak.

 

Aralık 2015'ten bu yana yapılan her FOMC toplantısı sonrası yapılan açıklamada, bilançonun küçültülmesi FFO'nın normalleşmesine bağlanmıştı. Bununla kastedilen faizin önümüzdeki üç yıl içinde yüzde 3'lük uzun vadeli hedef faiz oranına ulaşması.

Kaynak: Federal Reserve

 

ABD’nin ekonomik döngüsünde yaşanacak bir düşüş Fed'in sıkılaştırma planını askıya almasına neden olabilir. Mevcut ekonomik genişleme 2018 yılına kadar devam ederse, bu aynı zamanda ABD İç Savaşı'ndan bu yana süren en uzun ikinci genişleme olmuş olacak. Yakın dönemde bir durgunluk tehdidi görünmüyor olsa da iş gücü piyasasının sıkılığının, ekonomideki aşırı ısınma ihtimalini arttıracağını da unutmamak lazım.

 

Belki bu noktada son açıklanan verilere ve beklentilere de bir bakmak gerekiyor. Örneğin Temmuz ayı öncü İmalat PMI 53,2 ve Hizmet PMI 54,2 ile beklentilerin üzerinde gerçekleşti. The Conference Board Tüketici Güven Endeksi, Haziran'daki keskin düşüşün ardından Temmuz'da toparlanarak 117,3 seviyesinden 121,1'e yükselirken; mevcut durum endeksi 143,9'dan 147,8'e, beklentiler endeksi ise 99,6'dan 103,3'e arttı. Düşük enflasyon oranı ise sorun olmaya devam ediyor. IMF ise ABD için 2017 ve 2018 GSYH büyüme tahminlerin Nisan ayındaki tahminleri olan yüzde 2,3 ve 2,5 seviyesinden yüzde 2,1'e indirdi.

 

Durum böyleyken GOP’ları yakından ilgilendiren böylesi bir diyeti uygulamak neden zor peki?

 

Bir kere ekonomik döngü dışında, Fed'in planından vazgeçmesine neden olabilecek üç faktör daha var: Enflasyon görünümünü değiştirecek mali teşvikler, finansal istikrarı zayıflatacağından ötürü yüksek faiz oranlarına piyasaların vereceği olumsuz reaksiyon ve son olarak ABD dolarının yönü.

 

Trump hükümetinin önerdiği mali teşviklerin veya vergilerdeki olası değişikliklerin ekonomik etkisinin ne olacağı bilinmiyor. Ayrıca senatoda, sağlık reformunun tartışmaya açılmasına rağmen hemen ertesinde reddedilmesi sürecin pek de öyle kolay geçmeyeceğini işaret ediyor. Önerilen değişikliklerin ise yakın ya da orta vadede daha fazla sıkılaştırmaya neden olabilecek enflasyonist bir şok yaratması beklenmiyor. Bir yandan piyasaları faiz artırımına hazırlayıp diğer yandan finansal istikrarı korumak isteyen Fed’in işi bu nedenle çok kolay görünmüyor.

 

GOP’lar açısından ise en önemli husus, yeni mali ve parasal politikaların ABD dolarını nasıl etkileyeceği. Doların bir miktar daha değer kazanması muhtemel; ancak, hangi politika değişikliklerinin gerçekleşebileceğine ilişkin belirsizlikler ve doların zaten bu süre zarfında değer kazanmış olması, daha sert bir yükseliş yaşanmayacağını düşündürüyor.

 

Fed bilanço küçültme sürecinde yatırım yaptığı enstrümanlar itfa oldukça yeniden yatırım yapma hızını düşürecek. Bunun bir sonucu olarak menkul kıymetlere olan talep azalırken faizler yükselecek; ama yükselişi sınırlayacak faktörler de yok değil. 

 

Örneğin regülasyonda yapılan değişiklik, ABD Hazine kağıtlarına olan talebi artırdı. Bankalar ve diğer kurumlara Basel III şartlarını uyum sağlamak için daha yüksek oranda risksiz sermaye aracı tutma zorunluluğu getirildi. Bu değişiklik, ABD’de Fed dışındaki finansal kuruluşların tutmak zorunda oldukları risksiz sermaye aracı tutarını,  finansal krizden bu yana 2 trilyon ABD dolarından 5 trilyon ABD doları seviyesine yükselmesine neden oldu.

 

Bilançonun büyüklüğüne bakıldığında, FFO’yu yükseltme yönünde atılacak adımlar ve ABD ekonomisinin genişleme sürecinin sonlarına yaklaşması, Fed'in bilançosunu parasal genişlemeden önceki seviyelere döndürmesinin pek kolay olmayacağını söylemekte. Bu da, bilanço küçültmenin, GOP’lar üzerindeki etkisinin korkulandan daha az olabileceği noktasına bizi getirmekte.

 

Güçlü ABD doları, geniş cari açıkları ve dış borç pozisyonu olan, dış finansmana bağımlı GOP’lar için her zaman bir sorun. Bu iki kritere sahip olan ve “Kırılgan Beşli” olarak nitelendirilen ülkeler, 2013’teki gibi Fed’in sıkılaştırmasından da en fazla etkilenecek olanlar. Öte yandan Brezilya, Hindistan, Endonezya, Güney Afrika ve Türkiye’den oluşan “Kırılgan Beşli”nin cari açıklarının GSYH oranı IMF verilerine göre yarı yarıya azalmış vaziyette. GOP’lar borçlarını, özellikle ABD Doları cinsinden borçlanmalarını azaltmış görünüyor.

Kaynak: IMF, Kırılgan Beşli: Brezilya, Hindistan, Endonezya, Güney Afrika ve Türkiye. Cari Açık GSYH’nın yüzdesi, GSYH Ağırlıklı

 

Bir noktayı daha hatırlamakta fayda var. Emtia fiyatlarında 2016 yılındaki toparlanma, emtia üreticisi ülkelerdeki hisse senedi piyasalarına olumlu yansıdı. Yerel para birimi bazında Rusya borsası yüzde 52, Brezilya borsası yüzde 39 arttı. Emtia fiyatları istikrar kazanmış görünüyor. ABD'de korumacılığın artması, üretim odaklı ekonomiler için sıkıntı yaratacak gibi görünse de korumacı politikaların hayata geçme olasılığı düşük.

 

MSCI Gelişmekte Olan Piyasalar iShares Borsa Yatırım Fonu’nun(ETF) performansına baktığımızda bu durum daha net anlaşılmakta. Aşağıdaki grafikten de görüleceği üzere Fed’in efektif fonlama faizi artmış olmasına rağmen gelişmekte olan piyasalar bundan etkilenmeyerek yükselişini sürdürmüş. Yıllık bazda yüzde 20, Aralık 2015 Haziran 2017 döneminde yüzde 33 artış göstermiş vaziyette. Aralık 2015’ten bu yana ise Fed faizleri yavaş yavaş artırmakta.

Reuters tarafından 500’den fazla ekonomistin katılımıyla gerçekleştirilen ankete verilen cevaplarda, ABD yönetiminin vaat edilen vergi indirimlerini uygulayabilme ve yüzde 3’ün üzerinde ekonomik büyümeye ulaşma kabiliyetine olan güvenin bitmiş olduğunu okumuştuk. Janet Yellen da anılan hedefin başarılmasının “oldukça zor” olduğunu belirtmişti.

 

Dünkü FOMC toplantısının sonucuna gelecek olursak, bir faiz artırımına gidilmemiş olsa da bilanço küçültmeye "göreceli olarak yakın" zamanda başlanacağının söylenmesi önemli.

 

Fed, diyete yarın başlıyorum demedi ama Eylül’de Gel dedi.

 

Please reload

Son Yazılar

Söyleyin, düğmeye hanginiz bastı?

January 14, 2020

1/4
Please reload

Sosyal Medya
  • LinkedIn Sosyal Simge
  • Twitter
  • Facebook Sosyal Simge
  • RSS Sosyal Simgesi
RSS Feed
Arşiv - Site İçi Arama
Haberdar Olmak İçin