© AOY 2014

Heyecan Kaybı

2 Apr 2018

Hierapolis’te doğmuş filozof Epiktetos, “Bir insanın bildiğini zannettiği bir şeyi öğrenmesi imkânsızdır” demiş. Geçtiğimiz hafta ajanslara düşen bir haber bu durumu doğrular nitelikteydi.

 

Bilim dergisi Scientific Reports'ta yayımlanan bir çalışma, insan vücudunda daha önce bilinmeyen "İnterstitiyum" adında yeni bir organ bulunduğunu ve bunun insan vücudundaki organlar arasında en hacimlisi olduğunu söylemekteydi.

 

İnsan vücudunda 80 tane organ varken bir yenisinin bulunması; üstelik bunun en büyüğü olduğu gibi, deri altında ve tüm vücudumuzu kapladığını öğrenmiş olmanın verdiği şaşkınlıktı imkânsız olabileceğini düşündüren. Çok uzak değil, Da Vinci döneminden beri bilinen, hatta çizimleri yapılan, bağırsakları karnın arka duvarına bağlayan bir uzantıyı (Mezenter) organ olarak nitelendirmişti bilim insanları. Sanki hiç bilinmeyen, ilk defa görülen bir şeyin fark edilmesi şeklinde verilmişti haber her yerde.

İnterstitiyum‘un ise Mezenter’den daha heyecan verici bir haber olduğu ise kesin. İnsan vücudunun ¾’ü sıvıdan oluşuyor. Bu sıvının yarısından fazlasının hücrelerin içinde bulunduğu, diğer büyük bir kısmının kalpte, kan damarlarında, lenf düğümlerinde ve lenf damarlarında olduğu biliniyor. Geri kalanının ise dokular arasında olduğu düşünülüyor. İnterstitiyum, varlığı bilinmesine rağmen dokular arasında sıvı taşıyan bir ağ olması özelliğiyle ayrı bir organ olarak nitelendiriliyor. Bu yeni organın işlevinin anlaşılmasıyla, yeni kanser testlerinin bulunmasına yardımcı olabileceğini söylüyor uzmanlar. Haberin heyecan verici olması biraz da bu yüzden.

 

Akla, nasıl olup da bu kadar geç keşfedildiği sorusu geliyor. Onun cevabı da teknolojinin ilerlemesiyle bağlantılı. Yeni endomikroskopik lazer biyopsisi teknolojisi sayesinde olmuş bu müthiş keşif.

 

Peki, İnterstitiyum haberinin ekonomiyle ne alakası var?

 

TÜİK, geçtiğimiz yıl yeni serilerle Milli Geliri hesaplamaya başlayınca, büyümeyi kestirmenin en kolay yolu olan sanayi üretim endeksi ile bağlantısı kopmuştu. Hal böyle olunca büyümeyi tahmin etmek heyecanlı hale gelmişti; ama verinin, açıklanmasından günler öncesinde yetkili ağızların aralık vererek belirtmiş olması o heyecan biraz azalmıştı.

 

Böylece, sanki hiç bilinmeyen, ilk defa duyulan ya da öğrenilen bir veri muamelesi görme şansını yitirdi. Yine de ekonominin son çeyrekte önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 7,3, 2017 yılının tamamında yüzde 7,4 büyümüş olması az şey değil. G20 ülkeleri arasında en fazla büyüyen ekonomi sonuçta Türkiye. Dolar bazında GSYH 851 milyar dolara yükselirken, 2016 yılında 10.882 ABD Doları olarak hesaplanan kişi başı gelir ise 10.597 ABD Dolarına geriledi.

Verinin heyecanı kaybolunca ben de onu detaylarda aradım.

 

Mevsim ve takvim etkisi arındırılmış GSYH önceki çeyreğe  göre yüzde 1,8 büyüdü örneğin. 3. çeyrekte yüzde 1,3 olan bu oran, inşaattan gelen katma  değer çeyreklik bazda düşmüş olmasına rağmen arttı. Sanayinin katma değerindeki güçlü  artış, ekonomik aktivitenin son çeyrekte ivme kazandığına işaret ediyor.

 

Büyümedeki bu ivmelenmeye tüketimin de katkı verdiğini söylemek gerekiyor. İlk üç çeyrekte sırasıyla yüzde 0,1, 2,0 ve 1,8 artan mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış özel tüketim harcamaları son çeyrekte yüzde 2,7 artış ile yılın en hızlı yükselişini kaydetti. Buradaki tezat ise bu artışın, son çeyrekte kredi büyümesinin durmuş, vergi indirimlerinin sona ermiş, tüketici güven endeksinin düşmüş olmasına rağmen yaşanmış olması.

 

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış kamu harcamalarının da son çeyrekte yüzde 6,5 gibi yüksek bir artış kaydettiği görülüyor. Kamu harcamaları ilk iki çeyrekte sırasıyla yüzde 2,1 ve 1,5 arttıktan sonra üçüncü çeyrekte yüzde 0,1 azalış göstermişti.

 

Gelecek dönemlerin üretim kapasitesini belirleyen ve son dört çeyrektir azalan makine ve teçhizat yatırımları üçüncü çeyrekte büyümeye 3,8 yüzde puan katkı sağlayarak heyecanlandırmıştı. Makine ve teçhizat yatırımlarının bu çeyrekte yavaşladığını ve 1,8 yüzde puan katkı verdiğini görülüyor.

 

İlk üç çeyrekte ihracatın artan katkısı son çeyrekte azalmış olsa da yüksek katkı verdi ancak ithalattaki artışın daha büyük olması net dış ticaretin katkısının eksi yüzde 3,1 değer almasına neden oldu.

 

2017 yılının tamamında harcamaların kompozisyonuna baktığımızdaysa yüzde 7,4’lük büyümenin yarısının (yani 3,7 puanının) özel  tüketimden, 0,7 puanının kamu tüketiminden geldiği görülüyor. Yatırımların katkısı 2,2 puan olurken, net dış ticaretin yıllık büyümeyi 0,2  puan aşağı çektiği, stok değişimlerinin katkısının ise 0,7 puan olduğunu belirtmek gerekiyor.

2018 yılının ilk çeyreğine ilişkin öncü veriler ile birlikte değerlendirdiğimizde 2017 yılının 4. çeyrek büyüme rakamları büyümenin ivmesinde bir yavaşlama olmakla beraber korunduğuna işaret ediyor. Tabii, bir önceki yıldan gelen güçlü baz etkisini unutmamak gerekiyor.

 

2017 yılı büyümesinde en önemli parametrelerden biri olan KGF, bu yıl devam edecek olsa da kredinin kapsamında daha seçici davranılacağının belirtilmesi ve dış finansal koşullarda yaşanacak muhtemel sıkılaşma büyüme heyecanını yatıştıracak faktörler olarak karşımıza çıkmakta. Öte yandan yüksek büyümeye eşlik eden enflasyon ve cari açık ise heyecan unsuru olmaya devam edecek gibi görünüyor.

 

Güzel bir hafta dileklerimle.

Please reload

Son Yazılar

Söyleyin, düğmeye hanginiz bastı?

January 14, 2020

1/4
Please reload

Sosyal Medya
  • LinkedIn Sosyal Simge
  • Twitter
  • Facebook Sosyal Simge
  • RSS Sosyal Simgesi
RSS Feed
Arşiv - Site İçi Arama
Haberdar Olmak İçin