Ara
  • Ali Orhan Yalcinkaya

bil ki hayat virane


bir aşka yaslanarak hayata katlanabilen adamlardan olduğunu, karısının ölümüyle anlayan malulen emekli edilmiş bir polis nusret çakmak.

bir kızı var ama ona küs. yüzünü bile görmek istemiyor. anasının ölümünden onu sorumlu tutuyor. babalar evlatlarının her hatasını affedebilir ama evlatlar babalarını bir hatalarından müebbete mahkum edebilir, diyor. evladına güvenmediği için müebbet yediğini düşünüyor. kaç gün ağladığını, hala ağlayıp ağlamadığını bilmiyor.

her şeyi boş vermiş, sert kabuğunu alkolle yumuşatmak için içkinin dibine vurmuş biri; durmadan içiyor, kahırlanıyor. ölme isteği kalbinin bir damarında atarken, elini göğsüne bastırıp karısının hatırasını ancak hayatta kalarak yaşatabileceğine inanıyor ama.

arkadaşı ziya ışık, kızı gülden’in ölümünü araştırmasını isteyince bir yandan katili bulmaya çalışıyor, bir yandan da hayatını sorgulayıp duruyor. romanı okurken bir seri katille karşılaşınca aklıma sevinç yavuz’un türkiye’deki üç seri katilin gerçek hikayesini anlattığı “kolici” kitabı geldi.

kahramanının yazarla yüz göz olduğu bir anlatım tutturmuş ilyas barut ilk romanında. öyle ki, roman kahramanlığı yetmezmiş gibi bir de yazar yapıp çıkıyor nusret çakmak’ı.

son söz: “menekşe gözlerde vefa yokmuş”

#ilyasbarut #sevinçyavuz

30 görüntüleme

© AOY 2014