Ara
  • Ali Orhan Yalcinkaya

ukde


londra’dan sivrihisar’a kadar uzanan, bu topraklarda yan yana yaşadığımız insanların, ermenilerin, “silik” zamanlarının muhbirler, hainler üzerinden anlatıldığı bir roman ukde. roman dediğime bakmayın, 124 sayfa; ama dünyaları sığdırmış akif kurtuluş.

aslında tek bir sözcüğün yazılı olduğu, yıllarca muhafaza edilen bir defteri katlayıp, bir şişeye koyup, ağzını sıkıca kapatıp denize fırlatıp yok etmek yerine romanını yazmış az satabileceğine, kimsenin dikkatini çekmeyeceğine aldırmadan. ama cini şişeden salıvermiş.

bir yalnızlıktan başka yalnızlıklara uzun bir seyahat olmuş hayatlar; hayatla arasındaki köprüyü hatalarının harcıyla kuranlar; allah’a “bizi hatalarımızdan değil, zaaflarımızdan koru!” diyerek dua edenler de var, yanı başındakilerle çaresizliğini çoğaltanlar da...

“bazı sözler vardır, ağzından çıktıktan sonra ömrü boyunca takip eder insanı. geri alamazsın, tamir edemezsin. karşısındaki ne demiş, hiçbir ehemmiyeti yoktur zaten. derinlerinden bir yerlerden patlayan çığın o vahşi gümbürtüsünden duyamazsın cevabı. zaman en büyük işkencecin olur, yaşadığın bütün azapları unutturacak kadar büyük bir yara açılır ruhunda. muhatabının hoşgörüsü bile seni o cehennemin içinden çekip çıkaramaz. hatta affedilmiş olman seni bir başka derin huzursuzluğun içine atar.

kolundan kazıyamayacağın bir dövme, alnının çatısına basılmış mühür, kalbinin tam ortasında bir ukde olarak kalır.”

şüphe, utanç ve yalanla yüzleşmenin romanı olmuş.

son söz: “ahımı, hicranımı sakladım, gizli tuttum.”

#akifkurtuluş

0 görüntüleme

© AOY 2014