Ara
  • Ali Orhan Yalcinkaya

Cassandra Sendromu


Gabriel García Márquez'in 1981'de yayımlanan romanı Kırmızı Pazartesi, Kolombiya’nın bir kasabasında bağıra bağıra gelen, işleneceğini herkesin bildiği, engel olmak için kimsenin bir şey yapmadığı bir namus cinayetini anlatır.

Daha ilk satırından romanın kahramanı Santiago Nasar'ın öldürüleceğini öğreniyorsunuz. Ve tüm roman boyunca hep birilerinin harekete geçmesini bekliyor, katillerin başarısızlığa uğramasını diliyor, kaçınılmaz sona doğru koşan Santiago Nasar’ı birilerinin uyarmasını umuyorsunuz; ama olmuyor.

Bir allahın kulu da Santiago’ya kaçmasını salık vermiyor; katiller bile şu bıçaklarımızı alıp bizi gözaltına alın demiyor, diyemiyor. Sonunda içinizi dolduran koskoca bir boşluk duygusu ve hüzün oluyor.

Geleceğin ne getireceği belli olmasına rağmen gelen kötü haberleri göz ardı etme veya olacaklara kimseyi inandıramama durumunu anlatır roman. Psikolojideki tam karşılığıyla söyleyecek olursam Cassandra Sendromu’nu yani...

***

Çok kısa aralıklarla üç toplantı gerçekleştiren Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK), son gelişmeler sonrası nereye gideceği ve gittiği yerde ne getireceği az çok tahmin edilen bir ekonomik gidişe ilişkin kötü haberleri göz ardı etmediğini göstermek için toplanıyor.

Nitekim Cuma günü gerçekleştirilen Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK) toplantısı sonrası yapılan açıklamada kamu maliyesi, bankacılık ve finans sektörü, reel sektör ve iş gücü piyasasına yönelik olarak alınması gereken tedbirler kararlaştırıldığı; teknik çalışmaların tamamlanmasını müteakip hafta içinde kamuoyu ile paylaşılacağı belirtildi. Ama sabah bu satırları yazmadan önce şöyle bir haber taraması yaparken gördüm ki Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, katıldığı bir televizyon programında EKK kararlarının 8 Aralık Perşembe günü Başbakan tarafından açıklanacağını söylemiş. Elbet makul bir gerekçesi var bunun ama piyasaların o kadar sabrı var mı sizce? Hem de Meclis'e bu hafta sunulması beklen anayasa değişikliği teklifinin Türkiye’ye ilişkin siyasi risk algısını daha da artıracağı ortadayken.

Kaldı ki haftaya, İtalya’da merkezi hükümetin yetkilerini artıran anayasa değişikliği paketinin oylandığı ve Başbakan Renzi için bir “güvenoyu testine” dönüşen referandum sonuçlarının etkilerini izleyerek başlayacağız. Renzi’nin istifası durumunda “Italeave” ihtimaliyle Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) piyasalara müdahalesini görebileceğimiz gibi bu sefer de Avrupa üzerinden gelen sert bir dalgayı göğüslemek durumunda kalabiliriz.

Bu haftanın ekonomik gündemin ilk sırasında bugün açıklanacak olan Kasım ayı Tüketici Fiyatları Endeksi (TÜFE) bulunmakta. Aylık medyan beklenti %0,83, yıllık medyan beklenti ise %7,38 düzeyinde. Ekim ayında TÜFE aylık %1,14 olarak açıklanırken yıllık enflasyon %7,16 olmuştu. Para Politikası Kurulu özetleri, Kasım ayına ilişkin öncü göstergelerin, gıda yıllık enflasyonunun önemli bir oranda düşeceğini söylemekteydi. Temel mal grubu yıllık enflasyonunda, TL’deki zayıf seyre bağlı olarak ana eğilimin kısa vadede yukarı yönlü olacağı tahmin edilirken, yakın dönemde küresel belirsizliklerdeki artış ve yüksek oynaklıklara bağlı olarak yaşanan döviz kuru hareketlerinin enflasyon görünümündeki iyileşmeyi sınırladığı belirtilmişti.

Perşembe günü açıklanacak olan Ekim ayı Sanayi Üretim Endeksinin, Temmuz’da ivme kaybettiğini, Ağustos’ta toparlandığını, Eylül’de yeniden gerilediğini görmüştük. Yıllık bazda %3,1 daralan sanayi üretiminde, gerileme tüm alt kalemlere yayılmış ve bu durum 3.Ç büyümesine ilişkin riskleri artırmıştı. Son çeyreğe nasıl bir başlangıç yapılacağını göstermesi açısından önemli olan sanayi üretim endeksine ilişkin öncü göstergeler Reel Kesim Güven Endeksi, Kapasite Kullanım Oranı ve İSO İmalat Sanayi PMI verisi zayıf sinyaller vermişti.

Son bir not da Kasım ayında Gelişmekte Olan Piyasalardan (GOP) çıkan rakama ilişkin. Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF) verilerine göre GOP’tan 24,2 milyar dolar çıktığını gördük. Bunun 8,1 milyar doları hisse senetlerinden, 16,1 milyar doları ise tahviller üzerinden gerçekleşmiş bulunmakta. 2005 yılından beri böylesi dört büyük çıkış olmuş. Bunların üçü 2008’deki küresel kriz sırasında. Biri 2013’te Fed’in tahvil alımlarına son vereceğine ilişkin açıklamasının hemen ardından.

***

Kırmızı Pazartesi romanının sonlarına doğru sorgu yargıcı, hazırladığı raporun 416.sayfasının kenarına eczacıdan aldığı kırmızı mürekkeple, kendi el yazısıyla şu notu düşer:

Bana bir ön yargı verin, dünyayı yerinden oynatayım.

Bu karamsar yorumun altına da, kan rengindeki aynı mürekkeple yapılmış keyifli birkaç kalem darbesiyle, içinden ok geçen bir kalp çizer.

İyi bir hafta dileklerimle.


267 görüntüleme

© AOY 2014